Analiz: Ludwigsburg – Manresa (BCL Final Four)

FIBA Şampiyonlar Ligi Final Four ilk maçında Ludwigsburg, Bilbao’da Manresa ile kozlarını paylaşacak.

Kazanının kupaya bir adım daha yaklaşacağı bu yarı final maçı öncesinde analizimize Alman ekibi ile başlayalım.

Ludwigsburg ilk kez Final Four’da yer aldığında, 2018 yılında sezona ön elem maçlarıyla başlamıştı, limsie bu kadar ilereyebileceklerini düşünmemişti. Bu sefer ise sezon içerisinde eski şampiyonlardan Tenerife, güçlü Galasaray ve geçen sezonun Final 8 ekiplerinden Dijon’u süpürmeyi başarmışlardı. Dahası sezon boyunca aldıkları bu sonuçların hiç biri sürpriz değildi, oynadıkları basketbolla hep daha fazlasını vaadettiler. BCL organizasyonu başladığından bu yana Ludwigsburg’dan daha fazla Final Four’da boy gösteren takımlar sadece Tenerife, Burgos ve AEK olmuşlardı.

Koç Patrick’in sisteminde maç içerisinde yaptığı rotasyonların direkt olarak sonuca etki ettiğini görürüz, öyle ki ilk 5 oyuncularının performanslarının etkisinin oldukça az olduğunu bir çok maçta gördük. Rahat bir şekilde ilk beş başlayıp ciddi dakikalar alacaklarını söyleyebileceğimiz 3 isim; Hulls (10.8 sayı, 2.8 ribaund, 2.9 asist), Jonah Radebaugh (14.3 sayı, 5.5 ribaund, 3.0 asist), Simon (!4.6 sayı, 7.5 ribaund, 1.9 asist, 1.9 top çalma). Rakiplerinin güçlü ve aynı zamanda mobil bir uzun olan Bako ile başlayacağını düşündüğümüzde onların da ön alanda Bartolo’nun yanında çeyrek finalde dikkat çekici performanslar sergileyen Happ’ın (10.0 sayı, 6.4 ribaund, 2.3 asist) yer alacağını söylemek yanlış olmaz. Hangi beş sahada olursa olsun basketbol anlayışları ve disiplinleri değişmiyor, istikrarı koruyan bir ekip. Hatta daha basitçe ama biraz da abartarak şunu söyleyebiliriz, fizksel basketbolu dünyada en iyi oynayan ekip olabilirler. Tam saha baskıda kurtlar gibi saldırıyorlar, hücum ribaundlarına viking donanması gibi akıyorlar ve yarı saha savunmasında da tuzaklar kurup kapatabildikleri tüm pas açılarını kapatmaya çalışıyorlar. Sonrasında hücum tarafında ise yarı sahayı olabildiğince hızlıca geçip tempoyu 40 dakika boyunca forse etmeye çalışıyorlar.

Gelim şimdi de İspanyol ekibini mercek altına alalım.

Manresa Avrupa’daki en formda takım olabilir. Endesa sahnesinde hem Real hem de Barça’yı deplasmanda yenerek sezonun büyük bir kısmında ilk 4 takım arasında yer almışlardı. BCL’de Final Four bileti kapmaları da kulüp tarihindeki en başarılı Avurpa sezonu anlamına geldi tartışmasız. Her ne kadar 1998’de Endesa şampiyonluğu yaşadıkları sezon en iyi sezon olarak gösterilse de kulübün daha 2018’de LEB Gold yani İspanya 2. Ligi’nde yer aldığını düşünürsek Bilbao’daki Final Four’u kazanmaları durumunda tartışmasız en iyi sezonları olacak.

Her ne kadar koç Martinez sezon içerisinden ilk beşi çoğu kez değiştirse de iki isim, Francisco (12.0 sayı, 1.7 ribaund, 3.3 asist) ve Thomasson (13.0 sayı, 3.1 ribaund, 3.9 asist) sabit kaldı diyebiliriz. Bu takım sürekli yüksek tempoda oynamayak istiyor ve bu iki guardın takımı dikte etmesi çok kritik oluyor. İlk beşte istikrarlı bir şekilde yer alan diğer isimler ise Vaulet, Chima Moneke (13.2 sayı, 5.6 ribaund, 1.3 asist, 1.2 top çalma), Bako ama tabi Belçikalı uzunun sakatlıında Sima’yı da ilk beşte görmüştük. Ayrıca zaman zaman Martinez ve Maye (11.9 sayı, 4.8 ribaund, 1.1 asist) de ilk beşlerde yer aldılar elbette. Koç Martinez’in mentalitesi sahada hangi beş olursa olsun topu yarı sahadan çabuk taşımak ve hücumdaki pozisyonlara en hızlı şekidle yerleşmek. Amaç elbette en iyi yerleşim ve haraketliliği sağlayarak kat yapan isimleri ve şutörleri doğru pozisyonda topla buluşturmak. Özellikle geçiş oyunlarında yaptıkları erken tepe perdelemeleri onların hücumlarında önemli bir yere sahip.

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.