Furkan Korkmaz: “Usain Bolt’u Çok Seviyorum.”

NBA‘de Philadelphia 76ers forması ile ülkemizi başarılı bir şekilde temsil eden milli oyuncumuz Furkan Korkmaz, Hürriyet gazetisine soru-cevap şeklinde bir teleröportaj verdi. Ayrıca annesi ve babası ile de kısa bir röportaj yapıldı.

Önce Furkan’ın cevaplarına bir göz atalım:

1- İzlemekten en zevk aldığın sporcu kim?

Usain Bolt’u çok seviyorum. Her yarışını takip ediyordum.

2- Neden takım sporu seçtin?

Ben aslında çocukken futbol oynuyordum. Sadece boyumun uzun olmasından dolayı okuldaki beden eğitimi hocam Arif Hoca basketbola seçti.

3- Philadelphia’da 30 numarayı giyiyorsun, bu numaranın bir anlamı var mı?

Hiçbir anlamı yok. Takıma geldiğimde 9 ve 10 numarayı istemiştim. Emekliydi bu iki numara, 30 oldu.

4- Sporcu olmak için ne gibi fedakârlıklar yaptın?

Çocukluğumdan beri çok fazla sosyal hayatım olmadı. Bizde bilirsiniz bayram seyran çok kutlanır. Ama ben çok hatırlamıyorum ailemle kutladığımı, çünkü biz antrenmana gidiyorduk. Kuzenlerimin bayramlarda bir arada olduğunu görmek üzüyordu. Şimdi bakınca ama, iyi ki o süreci antrenmana giderek geçirmişim diyorum.

5- Yedekte oturduğun zaman ne hissediyorsun?

Sporcu olarak içimizde biraz ego var. En çok zorlayan şey sahada olmayı hak ettiğinizde oynamamanız. Ben sporda mental güce çok inanıyorum. O yüzden bu dönemde olabildiğince antrenman yapıyorum. Takılıyor insanın aklına tabii. Bir iki antrenmanda topları sağa sola diktiğimi hatırlıyorum. ‘Akşam oynamayacağım, niye antrenman yapıyorum!’ diye. Bunu da ilk defa söylüyorum (gülümsüyor).

6- Karantina günleri nasıl geçiyor?

Biz son maçı 11 Mart’ta oynadık. O gün bugündür evdeyiz. İlk 14 gün markete bile çıkmadık. Türkiye’ye ben de dönmek istiyorum. Kalbim orada aslında.

7- Maça çıkarken ilk günkü kadar heyecanlı mısınız?

Duruma ve maça göre değişiyor. Bazen baskı hissettiğimiz maçlar beni heyecanlandırıyor.

8- Yaptığın işe seni bağlayan duygu ne?

Basketbolun bana getirdikleri. Kendinizi özel hissediyorsunuz. Bir hayran kitleniz oluşuyor.

9- En güçlü ve en zayıf yanın?

Mental olarak güçlü olduğumu düşünüyorum. Basketbol dışında da yönetmemiz gereken bir hayat var. Kriz yönetimini iyi yaptığıma inanıyorum. Ama bazı şeylere fazla takılıyorum. Bu da zayıf yanım.

10- Yaptığın işe seni bağlayan duygu ne?

Basketbolun bana getirdikleri. Kendinizi özel hissediyorsunuz. Bir hayran kitleniz oluşuyor. Bunlar çok güzel şeyler.

11- Bu süreçte en büyük desteği kimden aldın?

Ailemden.

12- Mesleğinizde yaşadığın en zor an neydi, vazgeçmeyi hiç düşündün mü?

Vazgeçmeyi düşündüğüm bir an olmadı ancak çok zorlayıcı zamanlar oldu. Özellikle draft gecesi çok zorlandım. Beklediğim gibi geçmedi.

13- Motivasyonunu artıran bir şarkı var mı?

Türkçe çok dinliyorum, buraya gelince tabii yabancı da dinlemeye çok başladım. Ben maçlara Tarkan’ın duygusal bir şarkısı ile de gidebiliyorum; Kış Güneşi mesela!

14- Hayattaki idolün?

Çok idolüm yok. Kendi tarzımı yaratmaya çalışıyorum.

15- Unutamadığın bir maç?..

2010 Dünya Kupası’ndaki Sırbistan-Türkiye maçı. Evin içinde bayraklarla koşuyordum sağa sola.

HERKES SKORA BAKARKEN BiZ DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKACAK MI DiYE BAKIYORUZ

FURKAN Korkmaz’ın babası Dursun Bey ve annesi Şenay Hanım ile de Hürriyet bir röportaj gerçekleştirdi:

Hem saat farkı hem mesafeler… Nasıl gidiyor süreç?

Dursun Korkmaz (D.K.): Böyle zamanlarda çocuklarınızın kanatlarınızın altında olmasını istersiniz. Yarımızdan fazlamız o tarafta. Aklımız, fikrimiz orada. Çok zor.

Şenay Korkmaz (Ş.K): Telefonu devamlı açık bırakıyoruz. Herhangi bir şey olursa yaz oğlum, söyle oğlum diyoruz.

D.K: Bazen onun kalkmasını beklemiyorum. Bazen erkenden yazıyorum. ‘Kalk bir ses ver, geri yat’ diyesim geliyor.

Furkan için endişelendiğiniz anlar oluyor mu?

D.K: Maçlarda herkes o an skora bakarken biz topa çıktığında düştüğü yerden kalkacak mı diye bakıyoruz. O an bizim ne yaşadığımızı sporcu aileleri bilir. O çocuğun maçı hayırlısıyla çıkarmasını düşünüyorsunuz. Uzun süreli sakatlıklarına şahit olduğumuz için canımız çok yandı. İşin pırıltılı yanları var ama çocuğun sağlığı söz konusu olduğu zaman hepsi bir kenara.

Furkan bugüne gelene dek ne tür zorluklar yaşadınız?

Ş.K: Hem okul hem antrenmanlar, bazen babası olmuyordu, biz Furkan ile gidiyorduk. Gece 11-12’de eve geliyorduk.

D.K: İnanın herkesten yardım istiyorduk. ‘İş yerinden çocuğumu alayım geleyim’ diye izin istiyordum. Otobüslerle, minibüslerle gidiyoruz, her zaman araba olmuyor. Furkan bugün geldiği konuma gelemeyebilirdi. Ama biz anne baba olarak vazifemizi yaptığımızın mutluluğunu yaşayacaktık.

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.