ANALİZ / Final Serisinin de Finaline Geldik

Euroleague’in en iyi 4 takımından ikisinin karşı karşıya geldiği, Anadolu Efes ile Fenerbahçe Beko’nun kozlarını paylaştığı Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi final serisinde 7. ve son maç geldi çattı. Bizlere de takımların son durumlarını değerlendirmek ve bu kritik maçın teknik analizini yapmak düşüyor. Tabi bu analizi yaparken takımların buraya kadar nasıl geldiklerini ve yaptıkları hataları, artılarını, eksilerini hepsini bir potada eritmemiz lazım. Hepinize keyifli okumalar diliyorum.

Efes ruhu dönüyor

Lacivert beyazlılar geçtiğimiz sezonun ortasında koç Ataman’ı göreve getirerek genellikle yabancı antrenör denemeleri ile heba olan sezonların ardından tekrar özüne döneceğinin sinyallerini vermişti. Bu sezona da tecrübeli koçun eline iyi bir bütçe vererek ona olan güvenlerini gösterdiler. Koç Ataman da tecrübesi ile kurduğu kaliteli kadronun meyvlerini toplamaya başladı. Başarılı sonuçlar geldikçe, özellikle Euroleague sahnesinde, taraftarlar da Anadolu Efes’e eskisi gibi ilgi göstermeye ve Sinan Erdem’e gitmeye başladı. Sezon ilerledikçe Sinan Erdem’i bir kaleye dönüştüren ve Euroleague devlerini de burada geçmeyi bilen Anadolu Efes BSL’de de beklendiği gibi pek sorun yaşamadı. Zaten Fenerbahçe ile bir ve ikinci sırayı paylaşacaklarını biliyorduk ama onlar rakiplerinin bir adım önünde normal sezonu zirvede bitirdiler. Ardından play-off eşleşmelerinde rahat maçlar çıkararak final serisine geldiler.

Ataman sisteminin parlattığı guardlar ve 4 numara

Yıllardır koç Ataman’ın takımlarına uygulattığı ve başarıyı getiren sistemde en önemli isimler, en çok parlayan isimler hep oyun kurucular ve 4 numaralar olmuştur. Anadolu Efes’de de aynı durumu izledik. Micic’in gelişimini koç Ene ve koç Jasikevicius’dan sonra koç Ataman yönetiminde de izledik sezon boyunca. Sırp guard Larkin’i yedeklemesi düşünülürken takımın as oyun kurucusu oldu, hatta Sırbistan milli takımında bile koç Djordjevic’in Dünya Kupası’nda en güvendiği guardlardan biri olacağı da bir gerçek. Larkin sakatlıkların ve adaptasyon problemlerinin etkisiyle geç açıldı ama tam açıldı. Takımın Euroleague finaline gittiği yolda sergilediği liderlikle herkese ne kadar kaliteli bir guard olduğunu tekrar hatırladı. Moerman ise tartışmasız kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi, koç Ataman sistemindeki en önemli pozisyon olan şutör uzun forvetin hakkını fazlasıyla verdi. Sadece dış şutları ile değil, ribaundlardaki katkısı ve savaşçı kimliği ile bir çok maçta Anadolu Efes’in en istikrarlı en değerli ismiydi.

Bu kez erken form tuttu Fenerbahçe

Koç Obradovic ile yıllardır başarıya koşan ve sürekli Final Four’a kalarak bunu artık çok normal bir şeymiş gibi gösteren, bizleri alıştıran Fenerbahçe bu sezon farklı bir ilerleme kaydetti normal sezonda. Son yıllarda sezon girişine rölantide başlayan özellikle normal sezonun ortalarına doğru düşüşe bile geçtiğini söyleyebileceğimiz ama Mart ayı ile beraber müthiş bir çıkış yakalayan ve sıralama önemli olmaksızın ilk 4 içindeki yerini kapan bir Fenerbahçe izlemiştik. Bu sayede hem play-off’lara hem de Final Four’a fiziksel olarak da formda bir giriş yapmış oluyorlardı. Bu sezon ise koç Obradovic’in aşırı hırslı yapısının da etkisiyle her maçı kazanma sevdaları aslında onlara pahalıya mal oldu. BSL normal sezonu dahil hiç bir maçı rölantide oynamadılar, Euroleague’de normal sezonu rekorlar kırarak lider tamamladılar ama Vesely, Lauvergne, Datome, Green gibi önemli isimleri sakatlığa kurban verdiler… Bu arada bu sakat oyuncuların iyileşmelerinin beklenenden çok ama çok daha uzun sürmesi de bence sağlık ekibinin başarısızlığının bir göstergesi, Fenerbahçe yönetiminin acil olarak bu ekibe çeki düzen vermesi, hatta komple değiştirmesi gerekiyor bana kalırsa.

Kısıtlı uzun rotasyonuyla verilen savaş

Belirttiğim gibi sarı lacivertlilerin sakatlıklar çok canını yaktı. Bu seride de negatif etkilerini fazlasıyla hissettiler. Hem Lauvergne hem de Vesely olmayınca Ahmet ile Melli çok yanlız kaldılar. Özellikle Melli 5 numarada oynamaya fazla alışık olmayan bir oyuncu ve Dunston ile savaşırken fiziksel olarak çok yıprandı, Ahmet’in de tecrübesizlikten erken fauller alması işlerini daha da zora soktu serideki bazı maçlarda. Her ne kadar Kalinic 4 numaradan onlara destek olsa da o da Datome’nin sakatlığında tek başına kaldı bu pozisyonda, yani domino etkisi olarak tüm takıma yansıdı sakatlıklar. Ayrıca bir çok maçı 4 yabancı ile oynamak zorunda kaldıkları için Dixon, Guduric ve Sloukas da dinlenemedi, belki de Guduric son maça kalmadan daha çok devreye girecekti biraz silkelenip dinlenip kendine gelebilseydi. Örneğin koç Ataman 2 maç Simon’u dinlendirip 2 maç Beuabois’yı dinlendirdi, bir maçta Moerman’ı dinlendirip Motum’u devreye soktu ki bu hamleler serinin gidişatını etkiledi direkt olarak. Ancak Fenerbahçe’nin elinde bu koz yoktu.

Final serisinde final maçının kaderini belirleyecek noktalar

  • Guardlar, guardlar, guardlar: Seri boyunca iki takım adına da gidişatı belirleyen isimler oldular. Özellikle Anadolu Efes’in Larkin ve Micic’i nasıl kullanacakları kadar Fenerbahçe’nin de onlar nasıl önlem alacağı çok önemli olacak ki son maçta Buğrahan da kıpırdanarak önemli katkı verdi. Micic ile Larkin’i yardımsız birebir savunması çok zor Fenerbahçe’nin. Bu yardımlar sonrası doğru rotasyonu yapamadıkları her anda da ya bu isimlerden turniye yiyorlar ya da devrilen Dunston’a inen top smaçla bitiyor. Tabi aynı şekilde Anadolu Efes’in de Sloukas ve Dixon’u olabildiğince oyunun dışında tutması lazım, bunun da yolu sert savunma ve özellikle Larkin’in savunmada da mesai harcaması olacak. Sloukas’ın üzerinde baskı olmadığı zaman tepe ikili oyunları sonrası yaptığı asistlerle lacivert beyazlıların savunmasını nasıl delik deşik ettiğini son maçta gördük.
  • Farklı beşler, rotasyon: Bu konuda tartışmasız Fenerbahçe’nin eli daha kuvvetli. Koç Ataman’ın elinde daha fazla yabancı var ama maçta 5 tanesini kullanabiliyor. Koç Obradovic ise 5 yabancısının yanına Sinan, Ahmet, Dixon ve Melih’den gayet iyi şekilde verim alarak farklı beşlerle rotasyona gidebiliyor maç içinde. Örneğin son maçta Sloukas, Guduric, Kalinic, Melli, Ahmet beşini kullandı zaman zaman ki Guduric maç sonunda oynadığı oyunu bu beş sahadayken ilk bölümlerde sergilese Anadolu Efes’in önlem alması zordu. Koç Ataman da bu beşe Micic, Simon, Moerman, Dunston, Sertaç ile karşılık verebiliyor zaman zaman ama tabi Kalinic’in mobilitesi Moerman’ı zorlayabiliyor. Diğer taraftan Anadolu Efes zaman zaman Buğrahan ve Metecan’dan katkı alsa da beklentilerin altındalar, Doğuş ve Sertaç da standartlarının altında oynuyorlar bu seride. Bu nedenle final maçında koç Ataman’ın bu isimlerden en az ikisini verimli kullanması şart olacak. Fenerbahçe ise Guduric ya da Melih’i maçın belli bölümlerinde devreye sokup skor üretimini rahatlatmak zorunda.
  • 3 sayılık atışlar: Seri boyunca iki takım adına da en belirleyici unsur oldu dış atışlar. İki takımın da hücumunun temel taşlarından birini oluşturuyor üçlük atışlar. Bu nedenle de evinde oynayacak Anadolu Efes’in bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz alıştıkları çemberlere kendi taraftarları önünde atacakları için. Özellikle Larkin-Micic ve Dixon-Guduric ikililerin üçlük atışlardaki katkısı final maçının belki de belirleyicisi olacak. Tabi bu noktada 4 numaraların savaşını da unutmamak lazım, iki şutör isim Moerman ile Melli’nin de üçlük atışlardaki katkıları kritik olcaak.
  • X-faktörler: İki takım adına da maçın kaderini belirleyecek isimler her ne kadar belirttiğim gibi guardlar olacak olsa da seri boyunca kritik yerlerde sahneye çıkan iki isim de bence bu maçın x-faktörü olmaya adaylar. Tahmin edeceğiniz gibi Guduric ile Simon’dan bahsediyorum. Guduric son maça kadar ortalarda görünmese de 6.maçta Ülker Arena’da son çeyrekte galibiyetin söküp alınmasında takımını hücumda taşıyan isimdi; kritik üçlükleri, akıllı penetreleri ve arkadaşlarına yaptığı servislerle Anadolu Efes’in agresif savuması karşısında takımını rahatlatan isimdi. Simon, koç Obradovic’in seri boyunca en önemli kozlarından biri olan Kalinic’in sırtı dönük oyunlarını iyi savunarak çözüm ürettiği gibi, yaptığı topsuz katlar, hücum ribaundları ve kritik üçlüklerle işin hücum tarafında da koç Ataman’ın en güvendiği isimlerden biriydi. Final maçında da bu ikilinin önemli rol oynayacağını düşünüyorum; tabi koç Ataman bir sürpriz yapıp yabancı seçininde Simon’u dışarıda bırakmazsa.

Evet bizleri çok ama çok keyifli bir maç bekliyor olacak Cuma akşamı ve umarım sadece basketbolu düşüneceğimiz, minimum hakem hatasına sahne olan, centilmenliğin hiç unutulmadığı adına yakışır bir 7.maç izleriz. İyi olan kazansın klişesine girmeyeceğim çünkü iki takım da buraya gelene kadar zaten o kadar çok savaştı o kadar iyi basketbol oynadılar ki hangisi kaybetse diğeri için yazık olacak. Biz basketbol severler sonucu düşünmeyip sadece bu müthiş maçtan keyif almaya bakalım derim.

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.