Analiz: Fenerbahçe, Euroleague’in Zayıf Halkası Alba’dan Fark Yedi!

Turkish Airlines Euroleague 3. hafta mücadelesinde temsilcimiz Fenerbahçe Beko konuk olduğu zayıf rakibi Alba Berlin karşısında 84-70’lik skorla kaybetmekten kurtulamadı.

Bu sonuçla Alba 3. maçında ilk kez kazanırken, temsilcimiz ise yoluna 1-2 derecesi ile devam etti.

TÜM İSTATİSTİKLER İÇİN TIKLAYINIZ.

Eriksson, Lammers ve Thiemann gibi 2 önemli silahından mahrum olan Alba’da Oscar Da Silva 22 sayı, 8-11 2sayı, 5 ribaund ile en skorer isim olurken, Maodo Lo 21 sayı, 4-7 3sayı, 2 ribaund, 5 asist, 2 top çalma ve Luke Sikma 13 sayı, 9 ribaund, 5 asist, 3 top çalma ile galibiyetin diğer mimarları oldular.

Fenerbahçe Beko cephesinde ise Nando De Colo 15 sayı, 4 ribaund, 8 asist ve Ahmet Düverioğlu 12 sayı, 6 ribaund ile yegane çift haneli skor katkısı verebilen isimler olurken, Jan Vesely de 6 sayı, 11 ribaund, 2 asist, 2 top çalma ile katkı verebildi.

EDİTÖR YORUMU:

Sezona hem Euroleague’de hem de kendi liginde kötü bir başlangıç yapan Alba bu maça çok iyi hazırlanmış. Koç Gonzalez dersine iyi çalışmış ve bu paralelde de maça alan savunması ile girerek hücumda temsilcimizi düzen dışına itmeyi başardılar. 3 dakika boyunca skor üretemeyen ve tam anlamıyla devre dışı kalan ekibimiz karşısında Alba dış şutlarla etkili olarak öne geçti. Koç Djordjevic ise uzunlarından yoksun olan rakibe karşı Ahmet’i sahaya sürüp onunla beraber 4 kısaya döndü ve rakibi gibi sahada küçüldü. Bu sayede maça ortak olup ilk çeyreği bir sayı farkla da olsa 19-18 önde kapattık. İkinci çeyreğin başında De Colo-Ahmet ikili oyunları ile etkili olduk. Çabuk hücum eden ve genelde üçlük deneyen Alba karşısında kısalara yaptığımız baskıyla beraber onların şut yüzdelerini de aşağı çekmeyi başardık. Savunmadaki direncimiz ve enerjimiz hücuma da yansıdı. Thiemann ve Lammers’in yokluğunda uzunlarımızı yardımlı savunmak zorunda kaldıkları için rotasyonları doğru değerlendirip, saha yerleşimini iyi yaparak rahat üretmeye başladık ve bu sayede soyunma odasında da 27-35 önde girdik.

İkinci yarıya savunmada agresif başlayan Alba karşısında basit hatalar yaptık ve üst üste 4 top kaybı ile 11-0’lık bir seri yakalamalarına adeta çanak tutmuş olduk. Tempoyu düşüren Alba karşısında yarı sahada üretmekte zorlandık. Koç Djordjevic’in bu sıkışan bölümde ilk yarıda verim aldığı, pota altında etkili olan Ahmet’i tekrar kullanmaması maçın büyük soru işaretlerinden biriydi… Geçen sezondan bu yana kronikleşen bir sorun devam etti, De Colo’nun verimsiz birebirleri ve topun diğer oyunculara değmediği hücumlar ritmimizin düşmesine neden oldu. Bu bölümde Alba farkı kapatıp öne geçerken Sırp koçun geç de olsa Ahmet’i hatırlayıp sahaya sürmesi ve kısalardan gelen şut katkısı ile en azından farkın açılmasına engel olduk ve son çeyreğe 57-53 geride girdik. Maçın son 10 dakikasına çok kötü başladık. Savunma direnci tamamen düşen temsilcimiz karşısında Alba da zor şutları sokmaya başlayınca takımımız tamamen havlu attı. Hücumda yaptığımız basit top kayıpları, oyuncuların isteksiz tavırları ve vücut dillerinin de iyi sinyaller vermesiyle artık maçın gittiği son 5 dakikaya girilirken anlaşılmıştı. Sarı lacivertliler 10 sayı fark yediği bu çeyreğin ardından maçı da 84-70’lik kalp kırıcı bir skorla kaybetti.

Öncelikle geçen sezon Kokoskov’un Fenerbahçe’sinden farklı bir takım ve sistem izlemediğimizi rahatlıkla söylemek lazım. Yaz başında tekrar ettiğim gibi artık De Colo ve Vesely üzerine takım kurmaktan vazgeçilmeli, yeni bir sayfa açılmalı ki koç Obradovic’in son senesinde de bu sinyalleri görmüştük zaten. Ayrıca halen De Colo’yu oyun kurucu olarak kullanma sevdası devam ediyor. Fransız yıldızın kariyeri boyunca en iyi günlerini geçirdiği CSKA’da yanında yani bir numrada Rodriguez olduğunu defalarca hatırlatmamıza gerek yok sanırım… Ama ben bir kez daha söyleyceğim, De Colo bir skorer, bir organizatör ya da oyun kurucu değil!! Onu böyle kullanarak değerini ve verimliliğini D-Ü-Ş-Ü-R-Ü-Y-O-R-S-U-N-U-Z!! Ayrıca bu maçta Polonara’nın eksikliğini de fazlasıyla hissetiler kuşkusuz. Pierre’in formsuz oluşu ve Vesely’nin geçen sezon olduğu gibi büyük inişler çıkışlar sergilemesi ona olan ihtiyacı kat ve kat arttırmış durumda. Henry, Shayok, Booker, Vesely, Pierre gibi isimler bu tarz maçlarda ortada olmayacaklarsa vay Fenerbahçe’nin haline… Görünen o ki geçen sezona göre çok daha çekişmeli geçecek ve bir çok takımın daha güçlendiği bu sezonda Fenerbahçe’nin işi tahmin ettiğimizden çok ama çok daha zor olacak, play-off potasına girmek onlar adına çok ama çok büyük bir başarı olacak…

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.