Robin Benzing: “Koçun Beni Kullanmasına İhtiyaç Duyan Bir Oyuncuyum”

Bu sezon koç Ivanovic yönetiminde yeniden yapılanmaya giden Beşiktaş SJ‘da kadronun en dikkat çekici parçalarından biri de Alman forvet Robin Benzing. Tecrübeli oyuncu kariyerindeki önemli noktalar, koç Ivanovic ve neden ülkemizde oynamayı seçtiğine dair açıklamalarda bulundu.

İşte Robin Benzing’in Redbull’a verdiği röportaj:

-29 yaşında Türkiye’ye gelirken, Dusko Ivanovic’le kariyerinde buna benzer bir “ikinci sayfa” açabileceğini düşünüyor musun? Ivanovic gibi büyük bir koçla çalışma fikrinin cazibesi, karar sürecine ne kadar etki etti?

“Özellikle Zaragoza’da oynadığım dönemde, Koç Ivanovic’in İspanya’da yaptıklarının ve orada bıraktığı mirasın ne kadar önemli olduğuyla ilgili daha fazla şey öğrenme fırsatı bulmuştum. Sadece Vitoria’da değil, yakın geçmişte Barcelona ve Khimki’de çalışırken kurduğu başarılı takımları da ilgiyle izledim. Onun varlığı, Beşiktaş Sompo Japan’e gelme kararını almamı kolaylaştıran etkenlerden biriydi hiç şüphesiz. Bunun yanı sıra, Almanya’ya geri dönüp Würzburg’da başarılı bir sezon geçirdikten sonra kendimi yeniden farklı bir ülkede, farklı bir rekabet seviyesinde sınama dürtüsü de çok kuvvetliydi. İspanya’da geçirdiğim iki sezonun beni saha içinde ve saha dışında yeni bir insana dönüştürdüğüne inanıyorum. ACB’de oynamak müthiş bir deneyimdi; şimdi kariyerimin başından beri oynamak istediğim bir başka lige, BSL’ye adım atıyor olmak da benim için çok heyecan verici bir şey.”

-Koç Ivanovic’le çalışma deneyimine ilişkin ilk izlenimlerini de merak ediyorum. İşler beklediğinden daha sert mi başladı, yoksa tam da beklediğin gibi mi geçiyor?

“Biliyorsun, ben de Pesic’le uzun bir süre beraber çalıştım. İki buçuk sene Bayern Münih ve kısa bir süreliğine de Almanya milli takımı. Dolayısıyla eski Yugoslav Okulu’ndan gelen koçlarla ilgili ufak bir tecrübem vardı. Hepsi çok iyi koçlar ve evet, ortak özelliklerinden biri de çok talepkâr olmaları. Ama bunu niçin yaptıklarını gördüğünüz zaman, onlara istediklerini vermek için elinizden geleni yapmaya ve o sert antrenmanlara razı olmaya başlıyorsunuz. Çünkü Pesic ve Ivanovic gibi koçların tek bir derdi var; sizin sınırlarınızı aşmanıza ve olabileceğiniz en iyi oyuncunun da ötesine geçmenize yardım etmek istiyorlar. Bunu gerçekleştirmek için de izledikleri çok spesifik bir yol var, bu yolu birlikte kat etmek için sizden ne beklediklerini iyi biliyorlar. Bu yaklaşımı anlayıp da bununla kafa barıştırabildiğiniz anda hayatınız çok kolaylaşıyor.”

“Şu ana kadar her şey olumlu görünüyor. Takım olarak biraz geç toplandık, hazırlık süreci bizim için diğer takımlara göre daha kısa ve yoğun geçti. Kendi adıma da ilginç bir transfer süreci yaşadığımı söyleyebilirim. Milli takım kampından ayrılıp doğrudan İstanbul’a geldim, sözleşmemi imzaladım ve çalışmalara başladım. O arada Almanya’ya dönüp eşyalarımı toplamaya bile vaktim olmadı. Sonra Dünya Kupası elemelerindeki kritik bir maçta oynamak üzere bir kez daha milli takıma katıldım. Tüm bunları düşününce, herkes için yapbozun parçalarının yerli yerine oturması biraz zaman alacak gibi görünüyor. Özellikle de koçumuzun felsefesine tamamıyla vakıf olmak için birlikte daha fazla mesai harcamamız gerektiği aşikâr. Ama şimdiye kadar Koç Ivanovic’in, takımdan aldığı reaksiyondan memnun olduğunu zannediyorum.”

-Koç Ivanovic’in basketbola yaklaşımında senin gibi hareketli ve uzun oyuncuların ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Sadece pota altı için konuşmuyorum, her pozisyonda bu tür oyunculardan faydalanmakta ne kadar usta olduğunu defalarca gördük. Bu da senin için bir şans olabilir, öyle değil mi?

“Evet, özellikle de 2’den 5’e tüm pozisyonları savunabilmem Koç Ivanovic’in hoşuna gidiyor. Milli takım kariyerimde, yaklaşık on sene boyunca, 3 numarada oynadım. Ama geçtiğimiz sezon Dirk Bauermann beni tamamıyla bir 4 numara olarak değerlendirdi. Ve Würzburg’da kariyerimin en iyi sezonlarından birini geçirdim. Her iki pozisyonda da masaya belli avantajlar ve dezavantajlar getiriyorum. Artık bu konuda tecrübeli olduğumu hissediyorum, zira hangi pozisyonu oynarken hangi alanda güçlü olduğumu çok iyi biliyor ve hemen o opsiyonlara yöneliyorum.”

“Koç Ivanovic’in uzun 3 numaralarla oynamayı sevdiğini biliyorum, beni buradaki boy avantajımı kullanmaya, daha sık post-up oynamaya ve ters eşleşmeleri cezalandırmaya teşvik ediyor. 4 numarada oynadığımda da bu pozisyon için oldukça mobil olacağımı ve burada bir rekabet avantajı yaratabileceğimi, dışarıdan da şut sokup alan açabileceğimi biliyor. Her iki pozisyonda da avantajlarım var aslında… Burada öncelikli olan, takım olarak iyi oynamamız. Takım olarak ritim yakalamaya ve maç kazanmaya başladığınızda her şey daha kolay oluyor.”

-Ben de s. Oliver Würzburg’la geçirdiğin sezona değinmek istiyordum… Bir oyuncunun 28-29 yaşından sonra oyununda böylesine büyük gelişimler gösterdiğine çok sık şahit olmuyoruz. Koç Bauermann’la genç yaşlarından itibaren iyi bir diyalog kurduğunu biliyorum. Uzun bir süre boyunca BBL’in sayı krallığında birinci sırada yer almanın ve kariyerinin en verimli sezonlarından birini geçirmenin sırrı bu diyalog olabilir mi?

“Aslında spor bilimcileri, bir basketbolcunun kariyerinin zirvesine bu yaşlarda çıkmasının bekleneceğini söylüyorlar. Ben de kariyerimin en iyi sezonunu geçen yıl geçirmiş olmamı buna yorabilirdim. Ama demek istediğini anlıyorum; oyununu inşa ettiğin ve bu anlamda daha büyük adımlar attığın yılların gençlik yaşlarına denk gelmesi doğaldır. Benim için geçtiğimiz sezon, tecrübe yoluyla öğrenmeyi becerdiğim bir sezon oldu. Bazı şeyleri görebilmem (ve bir bakıma evet, sıfırdan öğrenebilmem) için, bu kadar kilometreyi arkamda bırakmış olmam gerekiyordu belki de. Yirmi yaşındayken basketbolcu olarak böylesine bir içgörü geliştirmek hiç kolay değildir, doğru yaşları beklemeyi bilmelisiniz.”

“Geçtiğimiz sezon için Koç Bauermann’a da çok şey borçluyum elbette. Würzburg’daki performansım, şu yöndeki kanaatimi güçlendirmeye yaradı: Ben, koçun beni kullanmasına ihtiyaç duyan bir oyuncuyum. Eğer benden sadece sahayı ileri geri koşmamı ve köşede beklememi talep ederseniz, takıma herhangi bir fayda sağlayamam. Yirmi yaşındayken de, otuz yaşındayken de böyle bir görev tanımı içinde verimli olacağımı tasavvur edemiyorum. Söylediğim gibi, koç olarak, 3 ve 4 numarada ne gibi avantajlarım olduğunu görmelisiniz ve sahada lehime çevirebileceğim senaryolar oluşturmalısınız. Koç Bauermann’la geçtiğimiz sezon bunu başardığımızı düşünüyorum; kariyerim boyunca hiç olmadığı kadar uzun sürelerle 4 numara oynadım, sorumluluklarımı genişlettim ve bunun karşılığını verebildikçe de kendime olan güvenimi pekiştirdim. Buna bu sezon da devam etmeyi umuyorum. Elbette buradaki rolüm daha farklı olacaktır, zira buradaki kadro kalitesi daha üst seviyede ve çevremde daha iyi oyuncular var. Konunun hangi pozisyonda oynadığınla da pek ilgisi yok. Sorumluluk almak ve takıma yardımcı olmak istiyorum; Koç Ivanovic’in de bunu yapmam için iyi bir ortam hazırlayacağından ve bana fırsatlar vereceğinden eminim.”

-Öyleyse 2011 yazına ve biraz daha sonrasına dönelim… Dirk Bauermann, Bayern Münih’i 22 yıl aradan sonra yeniden birinci lig seviyesine taşıdığı sezonun sonrasında, kulübün futboldan aşina olduğu büyük hedefler için yeni bir yapı oluşturmaya giriştiğinde temel parçacıklardan birinin de Robin Benzing olmasını hayal etmişti. Ne var ki, Bayern yönetimi ertesi sezonun hemen başında Bauermann’ın görevine son verdi. Buna karşılık, sen 2015 yazına kadar Bayern’den ayrılmadın. Veda etmekte biraz geç kalmış olabileceğini düşünüyor musun?

“Aslında Münih’teki yıllarımı şu anda iyi yıllar olarak hatırlıyorum. Bauermann ayrıldıktan birkaç ay sonra koçluğa Pesic getirildi ve başlangıçta onunla gayet iyi anlaşıyorduk. Ona da en az Bauermann’a olduğu kadar güveniyordum, kontratımı uzatmaya da bu yüzden karar vermiştim zaten. Hâlâ oradaki ilk iki sezonumun çok verimli geçtiğini düşünüyorum. Ama sonrası… İşler hiç de istediğim gibi gitmedi. 2013-14 sezonunda Bayern’e modern zamanlardaki ilk Almanya şampiyonluğunu kazandırdık. Fena bir sezon değildi ama rolümün epey küçüldüğünü ve Koç Pesic’in bunu değiştirmek için fazla kafa yormadığını hissediyordum. Dördüncü sezonumda ise Pesic’in güvenini tamamen kaybetmiştim, ilişkimiz eskisi gibi değildi. Gitme vaktinin geldiğini de o zaman anladım.”

-Bu soruyu sordum çünkü Bayern’in “mia san mia” (“biz neysek oyuz”) sloganında vücut bulmuş kulüp kültürünün basketbola da sirayet ettiğini ve bu içe kapalı yapının bazı oyunculara çok da iyi gelmediğini gözlemliyorum. Tehlikeli bir “konfor alanına” sürüklüyor belki içindekileri… Buna katılır mısın?

“Emin değilim. Bayern’deki son dönemlerimde sadece Pesic’le değil, kulüple, taraftarlarla, hatta hakemlerle ilişkimin de çok yara aldığını söyleyebilirim. İlginç bir biçimde, yalnızca milli takım formasıyla oynadığımda biraz huzur bulabiliyordum. Zaten alt yaş kategorilerinden bu yana milli takımda her zaman başarılı olduğumu düşünmüşümdür.”

“2014-15 sezonundan sonra esaslı bir değişime ihtiyaç duyduğumu, sadece Bayern’den değil Almanya’dan da uzaklaşmam gerektiğini biliyordum. Benim için her şeyin yeni olacağı bir sürece girmeyi, evimden çok uzak bir yerde basketbolu yeniden sevmeyi düşlüyordum. Ve kendimi herkese, özellikle de Almanya’dakilere yeniden ispatlamayı…”

“CAI Zaragoza’da benim için her şey yolunda gitti, baştan aşağı sağaltıcı bir deneyimdi. O iki sezondaki tek eksiğimiz, takım olarak bir türlü başarıya ulaşamamamızdı. Her şeye rağmen ben orada kendimi bulmayı, oyunu yeniden sevmeyi becerdim. Burada da aynısını yapmak için çabalayacağım. Ancak bu kez Zaragoza’ya kıyasla önemli bir fark var; Almanya’da kötü bir sezonun moral bozukluğuyla değil, aksine her anlamda şahane geçen bir sezonun ardından Türkiye’ye geliyorum.”

-Bu sezon Anadolu Efes formasıyla izleyeceğimiz Tibor Pleiss, Tim Ohlbrecht, Elias Harris gibi isimlerle birlikte, Almanya basketbolu için önemli bir potansiyel taşıdığı düşünülen 88-89 jenerasyonunun bir parçası olarak tanımıştık seni. Benzing isminin olduğu yerde, her zaman büyük vaatler ve beklentiler de vardı. Aslında daha o ilk günlerde, Michigan Üniversitesi’ne bir “niyet mektubu” yazmıştın ve işler planlandığı gibi gitseydi, 2008 yazında ABD’ye taşınmış olabilirdin… Öyle sanıyorum ki John Beilein, Baylor’a giden Ekpe Udoh’un yerini seninle doldurabileceğini düşünmüştü.

“Koç Beilein’la o kadar uzun uzadıya konuşmamıştık ama evet, kolejde oynamayı istiyordum. Almanya’da benim yaş grubumda bu yolu seçmiş başka oyuncular da vardı. Ancak Michigan’a başvurduğumda, önüme iki büyük engel çıktı. Birincisi, orada bir tür yeterlilik sınavına girmem gerekiyordu. Bana bu sınavdan bahsetmişlerdi ama çok kolay bir sınav olduğu için dert etmememi, hazırlanmama hiç gerek olmadığını söylemişlerdi. Sonunda sınavı geçemedim, barajın bir puan altında kaldım. Yeniden deneyebilirdim. Ama bu sırada bir de TV Langen formasıyla ikinci lig seviyesinde çıktığım maçların sorun yaratacağını öğrendim. Ben basketboldan para kazanmıyordum ama profesyonel oyunculara karşı oynamış olmam, ceza için yeterliydi. Bunun muhtemelen bir sezon kenarda oturmama yol açacağını anladığımda Almanya’da kalma kararı aldım. Bu sayede de ratiopharm Ulm’e transfer oldum ve orada Mike Taylor ile birlikte iki muhteşem sene geçirdim. Beni nasıl kullanacağını bilen koçlardan biriydi kesinlikle…”

Kaynak: RedBull

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.