Maç Analizi: Fenerbahçe, 16 Farktan Dönüp Net Bir Galibiyet Elde Etti

Turkish Airlines Euroleague 10. hafta mücadelesinde temsilcimiz Fenerbahçe Beko konuk olduğu Olimpia Milano karşısında 16 sayı farkla geri düşmesine rağmen ikinci yarıda geri dönerek 72-82’lik skorla kazanmayı bildi.

Bu sonuçla Fenerbahçe Beko derecesini 9 galibiyet-1 mağlubiyet yaparak liderlik koltuğunda oturmaya devam ederken, Milano ise yoluna 3 galibiyet-7 mağlubiyet ile devam etti.

MAÇIN TÜM İSTATİSTİKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ.

Sakatlıkları nedeniyle Pierre ve Bjelica’dan yoksun olan sarı lacivertlilerde Nigel Hayes-Davis 22 sayı, 5 ribaund, 3 top çalma ile yıldızlaşırken, Marko Guduric 11 sayı, 6 ribaund, 6 asist, Nick Calathes 9 sayı, 4 ribaund, 6 asist ve Johnathan Motley 9 sayı, 3 ribaund ile galibiyeti getiren diğer isimler oldular.

Sakatlıkları buluna Shields, Baron, Datome ve Tonut’dan ve disiplinsiz davranışları nedeniyle koç Messina’nın kadroda olmasına rağmen süre vermediği Davies’den yoksun olan Milano’da Naz Mitrou-Long 18 sayı (4-9 3sayı), 4 ribaund, 4 asist, Timothe Luwawu-Cabarrot 15 sayı, 3 asist, 3 top çalma ve Devon Hall 16 sayı, 2 ribaund ile direnen bailıca isimler oldular.

EDİTÖR YORUMU:

Kötü durumda olan ev sahibi maça beklendiği gibi savunmada sert ve agresif bir başlangıç yaptı. İki takım da ilk bölümde skor üretmekte zorlandılar, kısır bir maç izledik. Motley ve Wilbekin’den gelen sayılarla öne geçmeyi başarsak da Milano savunması karşısında yaptığımız basit top kayıpları ile momentumu onlara verdik. Motley yine 2. faulünü çok erken yaptı ve yerini Jekiri’ye bırakmak zorunda kaldı. Koç Itoudis’in oyuna müdahelesi sonrası adam değişme savunmalarını topu pota altına indirip Jekiri’yi verimli kullanarak cezalandıran temsilcimiz skora ortak oldu. Ancak çeyreğin son anlarında kenardan gelen Mitrou-Long ve Alviti’nin ekstra üçlükleri sayesinde Milano ilk 10 dakikayı 21-15 önde kapattı. İkinci çeyreğin ilk anlarında da Calathes ve Wilbekin liderliğinde Jekiri’yi yine iyi kullandık, hücumda çözümü bulduk ama savunmada bir türlü vidaları sıkamadığımız için farkın açılmasına engel olamadık. Hall’un da skora katkı vermeye başlamasıyla farkı ilk kez çift hanelere çıkardı Milano. Sarı lacivertlileri hücumda organize olmakta çok zorlandı, bir-iki manasız pas sonrası bulunan zorlama atışlar Milano’nun ekmeğine yağ sürdü ve farkı 16 sayıya kadar çıkardılar. Bu andan itibaren Booker ve Metecan’dan gelen ilaç niteliğindeki sayılarla beklenen reaksiyonu ortaya koyduk. Calathes ve Wilbekin’in de kendilerine gelerek skora katkı vermeleri, hücumu doğru organize etmeleriyle beraber 10-0’lık bir seri yakaladık ve soyunma odasına farkı kapatmış, moralli bir şekilde 37-32 geride girdik.

İkinci yarının başında beklediğimiz yüksek enerji ve savunmadaki agresiflik ortaya çıktı. Milano’yu tamamen potadan püskürten ve sayı fırsatı vermeyen koç Itoudis’in öğrencileri Calathes’in organizasyonları ile de skor üretmeye devam edince maça dengeyi getirdi 5-0’lık seriyle. Devamında Hayes-Davis ve Calathes’in hücumda öne çıkmalarıyla farkı azar azar açmaya başladık. Savunmadan ödün vermediğimiz ve rakibi boğduğumuz bu anlarda kenardan gelen Guduric’in de hesabı açmasıyla işler kolaylaştı. Milano’nun direncini tamamen kıran, oyuna küstüren sarı lacivertliler son çeyreğe 48-58’lik üstünlükle rahat bir şekilde girdiler. Maçın yıldızı Hayes-Davis üretime devam ederken bu kez de Booker onun yardımcısı oldu. Milano ise artık bireysel çabalarla ayakta kalmaya çalıştı ve Hall bu bölümde öne çıkan isimdi. Ancak biz de benchten Guduric ve Şehmus’un yüksek enerjisini aldık, onların penetreleri ile farkı koruduk. Son bölümde Milano’dan bir hamle daha geldi. Hem Hall hem de Mitrou-Long’un hücumlarını durduramadık ve farkı tek hanelere düşürdüler. Koç Itoudis’in molası sonrası savunmada vidaları tekrar sıkan temsilcimiz Hayes-Davis ve Calathes’in takıma savunmada da liderlik etmeleriyle rakibi üst üste top kayıplarına zorladı, bu sefer fişi tamamen çekerek sahadan 72-82’lik skorla galip ayrıldı.

Monaco maçında olduğu gibi bu maçta da önce çift haneli farklarla geriye düşüp sonrasında maçı kazanmak büyük takımların karakterlerinde bulunan önemli özelliklerden birisi. Savaşma isteği, agresiflik, yüksek enerji, geniş rotasyon ve coaching gibi bir çok artıyı içinde barındıran bir konu bu. Sarı lacivertliler de iki maçtır bunların tamamını bize gösterdiler, neden liderlik koltuğunda oturduklarının mesajını da net olarak verdiler. Elbette her maçı böyle kazanmak hem mental hem de fiziksel olarak çok yorucu olur. Bu nedenle artık savunmada vidaları baştan itibaren sıktıkları sezonun ilk maçlarına dönmeleri daha doğru olacaktır. Sezon ilerliyor ve daha zor maçlar olacak. Bu nedenle bazı maçlarda aktif dinlenme yapabilmek adına rakibin direncini geç olmadan kırmak gerek, bu da savunma ile geliyor ki Milano’nun da direncini bu şekilde kırdık. Bu çift maç haftasından iki galibiyetle çıkarken, savunma odağımızı kaybetmememiz konusundaki dersi de almış olmamız lazım.

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.