Analiz: Avrupa Piyasasında Halen Serbest Olan 10 Önemli Oyuncu

Turkish Airlines Euroleague‘de 2022-23 sezonunda mücadele edecek takımların bir çoğu transferlerini önemli ölçüde tamamladılar ama halen eksiklerini tamamlamaya çalışan ekipler de var elbette.

Gelin hem Avrupa piyasasında henüz kontrat imzalamamış 10 önemli serbest oyuncuya bir göz atalım. Keyifli okumalar.

*** Oyuncular alfabetik olarak sıralanmıştır.

Chris Singleton

Anadolu Efes ile yollarını ayıran 2.06 metre boyunda olan 32 yaşındaki tecrübeli uzun forvet, geçtiğimiz sezon BSL’de 21 maçta ortalama 27.8 dakika süre alırken 7.8 sayı, %34.9 3sayı, 4.1 ribaund, 1.2 asist ve Euroleague sahnesinde 36 maçta ortalama 18.0 dakika süre alırken 3.9 sayıi 2.8 ribaund ile katkı verebilmişti. Amerikalı forvet ile Kızıl Yıldız ve FC Barcelona ilgileniyorlar.

Koç Ataman’ın sisteminde yıllardır 4 numaranın ne kadar önemli olduğunu ve bu pozisyonlarda oynayan oyuncuların kariyerlerini nasıl yükselttiklerini defalarca kez gördük, kuşkusuz Singleton da bu örneklerden biriydi. Singleton atletik özellikleri yüksek, çabuk el ve ayaklara sahip olan, mobil bir 4 numara. Özellikle savunmadaki direnci, top çalma becerisi ve blok tehditi ile farklı bir uzun. Diğer taraftan hücumda potadan uzak oynamayı da biliyor, dış şut tehditi de oldukça yüksek. Mental anlamda düşmüş bir şekilde gelmişti Anadolu Efes’e ama koç Ataman’ın sisteminde savaşçı kimliğini yeniden kazandı, kendini buldu. Kritik maçlarda sahneye çıkarak önemli sayılara imza attığı gibi aldığı ribaundlar ve savunmada sergilediği kritik hamlelerle tartışmasız Anadolu Efes’in üst üste gelen 2 Euroleague şampiyonluğundaki x-faktörlerinden biriydi, özellikle play-off dönemi başladığında pelerinini çıkarıp bir süper kahramana dönüştüğüne deflarca kez şahit olmuştuk.

Donatas Motiejunas

2.13 metre boyunda olan 31 yaşındaki solak uzun bu sezon Euroleague sahnesinde 38 maçın 34 tanesinde ilk 5 başlarken ortalama 19 dakika sahada kalmış ve 9.7 sayı, %32.7 3sayı, 4.6 ribaund, 10.8 verimlilik puanı istatistikleriyle katkı vermişti. Adı daha önce Bologna ve Zalgiris ile de anılmıştı ve Monaco da onunla yeniden anlaşmayı istemişti ama henüz bir gelişme yaşanmadı.

Motiejunas’ın hücumda çok şey vaadeden bir isim olduğunu zaten biliyoruz ama kariyeri boyunca yaşadığı devamlılık ve konsantrasyon sorunlarını halen atlamadığını da Monaco serüveninde görmüş olduk. Gelin birlikte Litvanyalı uzunun önce artılarına bir göz atalım… Solak uzunun özel bir hücum paketine sahip olduğunu kabul etmek lazım. Genelde potaya yüzü dönük kalmayı ve dış şutları kullanmayı sevse de özellikle Çin’de biraz daha kilo aldığını, kalınlaştığını ve artık pota altında da fiziksel artılarını kullanmayı öğrendiğini bunu da Euroleague sahnesinde uygulayabildiğini gördük, her iki elini de etkili kullanıyor bitirşlerde. İkili oyunlarda perde sonrası hem dışa açılarak hem de potaya devrilerek üretebiliyor. Diğer taraftan bir uzuna göre top tekniği oldukça iyi seviyede ve çabuk bir ilk adımı var, perimetreden potaya atak edebilmesini sağlayan önemli artılar bunlar. Çin Ligi’nde biraz paslanmış olsa da halen mobil bir uzun, geçiş oyunlarında ve hızlı hücumlarda takımını yalnız bırakmadığını da Monaco’nun James liderliğindeki tempo basketbolunda bir çok kez izledik. Çin Ligi’nde olduğu gibi Euroleague seviyesinde de fiziği ve hücum çeşitliliği sayesinde ciddi ters eşleşmeler çıkararak, rakip koçların canını sıktı geçtiğimiz sezon ki pasör özelliklerinin de olması, alçak posttan pas dağıtımı yapabilmesi de önemli bir artıydı.

Gelelim eksilerine… Öncelikle ribaundlarda yeteri kadar agresif ve aktif değil. Çin Ligi’nde onu fiziksel anlamda fazla zorlayacak atletik oyuncu olmadığı için bu alandaki zaafları pek ortaya çıkmadı ama Euroleague seviyesinde sert ve temaslı ortamda bu zaafı daha fazla ön plana çıktı. Ribaundlar gibi savunmada da pek güvenilir bir isim olmadığını söylemek gerekli. Yanal hareketliliği çok iyi olmadığı gibi oyunun bu alanında konsantrasyonu da düşük. Çin kariyeri öncesi de savunmayı geçiştiren bir isimdi, şimdi oradaki düşük mücadele seviyesiyle beraber oyunun bu tarafında iyice gerilediğini gördük, Euroleague seviyesinde en zorlandığı konu buydu diyebiliriz. Hücumda ise temel eksilerinden biri şutuna fazla güvenmesi. Dediğim gibi Çin’de onu alçak postta fazla zorlayan oyuncu olmayınca bu eksisini törpilemişti ama şimdi Euroleague’de fiziksel savaştan kaçıp tekrar 3 sayı çizgisi gerisinden daha fazla top kullanmaya başladı ki bu da zaman zaman verimliliğinin düşmesine neden oldu zaten. Son olarak kariyeri boyunca serbest atış çizgisinde sorun yaşayan bir isimdi ve bunu Monaco formasıyla da devam ettirdi, sezonu sadece %44.7 isabet oranıyla tamamladı…

Dwayne Bacon

Kariyerinde ilk kez Avrupa’da forma giyen ve Monaco ile adından sıkça söz ettiren 1.98 metre boyunda olan 26 yaşındaki kanat oyuncusu bu sezon ilk kez boy gösterdiği Euroleague sahnesinde 29 maçta ortalama 25 dakika süre alırken 14.0 sayı, %41.9 3sayı, 3.1 ribaund, 1.1 asist, 10.6 verimlilik puanı istatistikleri ile mücadele etmişti. Önceliği NBA’den yeniden kontrat kapmak olan Amerikalı forvetin adı temsilcimiz Anadolu Efes, Panathinaikos, Olympiakos ve Baskonia ile anılmış ama şuana kadar somut bir gelişme olmamıştı.

Bacon atletik özellikleri ve çok yönlü oyunuyla bilinen bir isim. Ama tabiki asıl öne çıkan artısı skorer kimliği. NBA sahnesinde sezonu çift haneli skor ortalamaları ile bitirmek her oyuncunun harcı değil. Zaten Monaco forması ile Euroleague’deki çaylak sezonunda da gösterdiği performansla bu kimliğinin bir kez daha altını çizdi. Gerek topsuz katlarda hareketli pozisyonlardaki bitiriciliği, gerek dribbling üstünden kendi şutunu yaratabilmesi, gerekse 3 sayı tehditi ile her şekilde skor üretebilen bir isim. Potaya atak etmeyi seven ve bolca çizgiye giderek burada da yüzdeli oynayıp skor katkısını arttıran bir isim. Ayrıca 2-3 numara için fizksel artıları ve atletizmi sayesinde iyi de bir ribaundçu, takımına bu alanda da önemli katkılar verebilen bir isim. Hücum tarafındaki bu önemli artılarının yanı sıra takımını savunmada da yanlız bırakmayan, çalışkan ve agresif bir kanat oyuncusu.

Gelelim geliştirmesi gereken noktalara. Öncelikle şutları istikrarsız. Bunun temel nedenlerinde biri kötü şut mekaniği diğer ise şut seçimlerinde, tercihlerde yaptığı hatalar. Bunların dışında hücumda zaman zaman savruk oynayan, dikkatsiz ve basit op kayıplarına meyilli bir isim. Her ne kadar pasör özellikleri ortalamanın altında olmasa da daha çok kendi şutunu düşünen, bu nedenle de bencil seviyesine çıkabilen bir skorer. Hücumdaki konsantrasyon problemi savunmada da mevcut, bu takımın düzenini bozabiliyor. İki alandaki bu konsantrasyon sorunları maçlar içerisinde sürdürülebilir bir performans sergilemesini engelliyor, çok fazla iniş çıkışı olabiliyor aynı maç içinde bile.

Jeffery Taylor

2015 yılında katıldığı Real Madrid’den bu yaz ayrılan 2.01 metre boyunda olan 33 yaşındaki tecrübeli forvet geride bıraktığımız sezon Endesa’da 33 maçta ortalama 16.8 dakika süre alırken 4.2 sayı, 1.6 ribaund ve Euroleague’de ise 23 maçta ortalama 13.6 dakiak sahada kalırken 3.3 sayı, 1.2 ribaund ile katkı vermişti. Adı Valencia ile anılmış hatta büyük ölçüde anlaştığı söylenmişti ama şuana kadar somut bir gelişme yaşanmadı.

Madrid’deki 7 sezon boyunca toplam 463 maça çıkarak kulüp tarihinin en çok maça çıkan 2. yabancısı olmuştu ve tam 13 kupa kaldırdığının da altını çizelim:

  • Euroleague (2018) x 1
  • Kıtalararası Kupa x 1
  • Liga Endesa x 4
  • İspanya Kupası x 3
  • İspanya Süper Kupası x 4

İsveç pasaportu da bulunduğu için Liga Endesa’da yerli statüsünde forma giyebilen Taylor, Real Madrid ile birçok başarıya imza atan çok tecrübeli bir forvet. Evet kariyerinin ilk günlerindeki gibi dış şut yüzdesi yüksek değil ve hücumdaki etkisi giderek azaldı. Ama oyunun savunma tarafında çok değerli bir parça. Pivot hariç rakibin 4 pozisyonunu da savunabilecek fiziksel özelliklere ve atletizme sahip olması bu zaman kadar Real Madrid gibi güçlü bir takımda bile rotasyonda kendisine yer bulmasını sağlamıştı.

Mateusz Ponitka

Zenit ile kontratı sona eren ve serbest kalan 1.98 metre boyunda olan 28 yaşındaki Polonyalı kanat oyuncusu geçtiğimiz sezon Euroleague’de 20 maçta ortalama 26.3 dakika süre alırken 4.7 sayı, 5.2 ribaund, 2.7 asist ve VTB’de ise 12 maçta ortalama 22.0 dakika süre alırken 5.3 sayı, 3.4 ribaund, 4.5 asist ile katkı vermişti. Şuana kadar adı Baskonia, Monaco ve Bayern gibi Euroleague takımları artı eski takımı Karşıyaka ile anıldı ama henüz bir gelişme yaşanmadı.

2016-17 sezonunda ülkemizde Karşıyaka forması da giymiş olan Pontika, sonrasında Kuban ile gelişimini sürdürdü ve Zenit ile Euroleague sahnesine adım attı. Polonyalı kısa forvet güçlü fiziği ve aletik özellikleri ile öne çıkan bir isim. Ayrıca bir forvet pozisyonunda olmasına rağmen basketbol IQ’su yüksek bir isim, neredeyse bir guard kadar oyunu okuyabiliyor. Bu sayede de sahanın her iki tarafında da zekası ile oyuna yön verebilen bir kanat oyuncusu. Özellikle bu sezon hem ribaundlara yaptığı katkı hem de asistler konusunda kendisini geliştirmesiyle artık komple bir konut oyuncusuna dönüştü. Koç Pascual ona zaman zaman organizatör görevleri bile verdi pas yeteneğine ve saha görüşüne güvenerek. Gelelim skor anlamında nasıl katkı yapabildiğine. Öncelikle iyi bir penetreci ve orta mesafe şutları ile de önemli bir tehdite sahip. Bu sezon penetre pas özelliklerini de geliştirdi, bu da onu artık topla yaratan bir isme dönüştürmüş durumda. Bunun yanında topsuz katları savunmayı çok iyi okuyarak doğru zamanlama ile doğru yere yapan ve aldığı pasları bu sayede asiste dönüştürebilen bir forvet. Birebir savunmada oldukça iyi durumda, fiziksel artıları ve atletizmi sayesinde 2, 3 hatta 4 numaraları tutabiliyor.

Ponitka’nın hücumdaki önemli eksilerinden biri 3 sayı çizgisi gerisinden istikrarsız bir isim olması. Diğer taraftan evet bu sezon penetre pas özelliklerini geliştirdi, bu konuda sınıf atladı ama tercih hataları yapmasıyla basit top kayıplarına da neden olabiliyor. Karar anlarında halen tutarlı bir isim değil. Ayrıca fiziksel artılarına rağmen alçak post oyunu silahlarından biri değil, buradan skor üretimi ya da pas dağıtımı yapamıyor. Son olarak birebir savunmada ne kadar iyi olsa da adam değişme savunmalarında ve rotasyonlarda sorun yaşayabiliyor, buradaki çabukluk ve pozisyon bilgisi henüz beklenen seviyelerde değil.

Okaro White

Panathinaikos ile kontratı sona eren ve serbest kalan 2.03 metre boyunda olan 28 yaşındaki White, geçen sezon Yunanistan Ligi’nde 32 maçta ortalama 23.8 dakika süre alırken 11.5 sayı, %37.0 3sayı, 5.3 ribaund, 1.3 asist ve Euroleague sahnesinde ise 29 amçta ortalama 23.5 dakika sahada kalırken 8.4 sayı, %39.2 3sayı, 3.7 ribaund ile katkı vermişti. Şuana kadar adı Baskonia ve temsilcimiz Karşıyaka ile anıldı ama bir gelişme yaşanmadı.

White, atletik özellikleri, çabukluğu ve topu yere vurabilmesi sayesinde 4 numarada fazlasıyla ters eşleşme yaratabilen bir oyuncu. Diğer taraftan bunların üzerine dış şut tehditi de var, hatta neredeyse bir kanat oyuncusu gibi fakeler ve dribbling üstü şutlar da kullandığını belirtmemiz gerekli. Bir önceki sezon NBA’den gelmiş olmasına rağmen Avrupa basketbolunu yakından tanıyan bir isim olduğu için sertliğe de alışkın olduğunu göstermişti. NBA’de iddiasız geçen normal sezon maçlarının aksine burada çok daha zor maçlar oynadı Kazan ve Panathinaikos forması ile. Özetle Avrupa basketboluna adapte olmakta hiç zorluk çekmedi, EuroCup’da iyi işlere imza attıktan sonra Euroleague sahnesinde de takımı Panathinaikos adına kötü giden sezonda bireysel anlamda istikrarını korumayı başarmıştı. Zamanlaması, sıçrama yeteneği, uzun kolları ve yüksek enerjisi artı savaşçı kimliği ile hem ribaundlarda, özellikle rakip pota altında, hem de savunmada da iyi katkı verebilen oyuncu.

Belki de en önemli eksisi alçak post etkinliği. Evet geçen sezon bu silahı biraz daha verimli kullanmaya başladı ama halen potadan uzak kalmayı tercih ediyor, fiziksel teması fazla sevmiyor. Hücum ribuandlarında da perimetreden atak ederek girmeyi seviyor. Atletik özelliklerine fazla güvenmesi onu zaman zaman gereksiz zamanlama hatalarına itebiliyor ki bu da savunmada pozisyon kaybetmesine neden olabiliyor. Hücumda olduğu gibi savunmada da fiziksel teması, alçak postta vakit geçirmeyi sevmiyor. Bu da kalın ve güçlü forvetlerin ona sırtı dönük üstünlük kurup yıpratmasına neden oluyor.

Pierria Henry

NBA’de kontrat arayan 1.93 metre boyunda olan 29 yaşındaki tecrübeli oyun kurucu, bu sezon Fenerbahçe Beko ile Euroleague sahnesinde 28 maçta ortalama 29 dakika göre valırken 7.9 sayı, %33.3 3sayı, 3.4 ribaund, 4.2 asist, 1.8 top çalma, 9.6 verimlilik puanı istatistikleriyle katkı vermişti. Henry, aynı zamanda Senegal milli takımının da formasını giyiyor devşirme statüsünde. Onunla daha önce Real Madrid ilgilenmişti ama unutmayalım ki Avrupa’da oynamaya karar verirse hakları yani bonservisi halen Fenerbahçe’de.

Henry atletik özellikleri, güçlü fiziği ve açık alandaki etkinliği ile Real’in sistemine uyum sağlamakta zorlanmayacak bir guard. Bu sezon guard savunmasında onun gibi bir silaha çok ihtiyaç duydular, hem 1 hem de 2 numarada rakiplerin etkili skorlerlerine karşı durabilecek önemli bir silah. Diğer taraftan bu sezon pasör özelliklerini de çok iyi geliştirdi koç Djordjevic ile birlikte, hem ikili oyunları etkili ve verimli organize etti hem de penetre pas oyunlarındaki servisleri ile uzunları da Melih ve Guduric gibi şutörleri de çok iyi besledi.

Ayrıca mental olarak iyi durumda olduğunda güçlü potaya gidişleri hatta üçlükleriyle de ne kadar önemli bir skor tehditi olduğunu biliyoruz. Mental olarak geliştirmesi gereken nokta ise şut seçimleri ve oyuna ne zaman müdahale edeceğini, sazı ne zaman eline alması gerektiğini öğrenmesi. Fenerbahçe’nin maç sonlarında yaşadığı krizlerin bir çoğunda parmağı vardı, iyi niyetli de olsa sorumluluk alma konusunda aşırı agresif olması, sürekli oyuna bireysel anlamda müdahele etmeye çalışması hatalarını arttırmıştı.

Shabazz Napier

1.85 metre boyunda olan 31 yaşındaki tecrübeli guard, geçen sezon transfer olduğu Zenit’de önce sakatlıklar sonra da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle çıkan krizle beraber Euroleague sahnesinde forma giyememişti. Adı Kızıl Yıldız ile anılmış ama bir gelişme olmamıştı.

Napier, organizasyon becerisi, pasör özellikleri ve lider karakteri ile bilinen saf bir oyun kurucu. Kariyeri boyunca özel anları seven, zorlu rakiplere karşı aynı seviyeye çıkarak onlara cevap verebilen bir oyuncuydu. Korkusuz, özgüveni yüksek bir lider. Hücumda 3 sayı tehditinin bulunması, bununla beraber yüksek seviyedkei top tekniği ve sürati ile beraber potaya atak edebilmesi onu çok yönlü bir silah yapıyor. Ayrıca birebirlerde ayağını geriye çekerek bulduğu orta mesafe şutlarla da çok etkili, perde çıkışlarından gelerek bulduğu yakala at şutlarında da yüksek yüzdeye sahip. Pasör özellilklerini de düşündüğümüzde ikili oyunlarda ve birebirlerde üçlü tehdite sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Açık sahada etkinliği bir kademe artıyor ve hızlı hücumlarda çok iyi bir bitirici. Diğer taraftan savunmada da topa baskı yapmayı iyi bilen, çabuk elleri ile top çalma konusunda da başarılı bir guard.

Gelelim eksilerine. Zaman zaman topu elinde fazla tutuyor, bu da takımın hücum ritmini aşağı çekiyor. NBA’de onu en çok zorlayan konulardan biri ortalama altı bir atletizme sahip olması ve fiziksel dezavanjlarıydı, bu nedenle savunmada özellikle epey sıkıntı yaşadı. Evet iyi bir şutör ama istikrarlı değil, bu da hücum performansının soru işaretleri barındırmasına neden oluyor. Yanlış şut seçimleri, pozisyonları gereksiz zorlamaları gibi mental olarak çözemediği sorunlar var halen. Potaya gitmeyi çok seven bir oyuncu olmasına rağmen teması yeteri kadar alıp çizgiye de aynı oranda gidemiyor, bu avantajını kullanamıyor tam olarak.

Thomas Heurtel

1.89 metre boyunda olan 33 yaşındaki Fransız guard, Euroleague’de 27 maçta ortalama 19.9 dakika süre alırken 9.0 sayı, %40.0 3sayı, 2.4 ribaund, 4.6 asist ve Liga Endesa’da ise 26 maçta ortalama 18.2 dakika sahada kalırken 8.3 sayı, %46.3 3sayı, 2.4 ribaund, 4.2 asist ile katkı verebilmişti. Zenit ile anlaşması bekleniyordu ama henüz bir gelişme olmadı.

Anadolu Efes döneminde de hatırlayacağınız üzere yaptığı gereksiz top kayıpları, başına buyruk tarzı ve savunmadaki yumuşaklığı ile taraftarlara saç baş yolduran bir isimdi. Barça kariyerinde de farklı şeyler yapmadı aslında. Geçen 2 sezon da takım o kadar kötüydü ki onun daha da kötü olan, verimsiz performansı göze batmamıştı belki ama koç Saras’ın gelmesiyle küllerinden doğan Barça’da kısa sürelerde sahada kaldığı anlarda bile sırıttı tam anlamıyla Heurtel. Real kariyerinde de bizlere farklı bir Heurtel izletemedi açıkçası. Topu elinde fazla tutması, dribbling sayısını bir türlü azaltmaması ve savunmada zayıf kalması ile rotasyondaki yerini giderek kaybetti ve disiplinsiz davranışlarına Real’de de devam edince koç Laso buna daha fazla dayanamayarak ona belki de sakatlıklar nedeniyle en çok ihtiyaç duyduğu sezonun son bölümünde onu kadro dışı bıraktı.

Huertel için bir çok olumsuz şey sayabiliriz, en başta da savunması. Real gibi hücum odaklı, tempoyu seven ve savunma zaafı olan oyunculara katlanabilen bir takımda faydalı olabileceğini düşünüyordum ki bir önceki sezonun son bölümünde Asvel forması ile de gayet iyi ve verimli bir performans sergilemişti. Geçiş oyunlarındaki hem pasör hem de bitirici özelliği, özellikle dribbling üstünden hem orta mesafe hem de dışarıdan bulduğu şutlar, tepe ikili oyunları sonrası uzunları beslemesi ile hücum tarafında gideceği takıma değer katacaktır. Ama savunmada onun zaaflarını kapatabilecek bir yapısı olması gerekiyor yeni takımının ki hücumda da iki ucu keskin bir bıçak olduğunu unutmamak, dakikalarını iyi dengelemek gerekli.

Tornike Shengelia

NBA’de kontrat arayan 2.06 metre boyunda olan 30 yaşındaki tecrübeli yıldız bu sezon Euroleague sahnesinde 15 maçta ortalama 25.2 dakika süre alırken 12.7 sayı, %34.1 3sayı, 4.7 ribaund, 2.5 asist, 14.1 verimlilik puanı, EuroCup’da 8 maçta ortalama 23.6 dakika sahada kalırken 8.1 sayı, 5.5 ribaund, 3.5 asist, 12.0 verimlilik puanı ve Serie A sahnesinde ise 19 maçta ortalama 24.3 dakika sahada kalırken 12.8 sayı, 5.2 ribaund, 2.7 asist, 14.1 verimlilik puanı istatistikleri ile mücadele etti. NBA’de kontrat bulamazsa yola Bologna ile devam etmesi bekleniyor.

Shengelia son yıllarda Euroleague’in en değerli 4 numaralarından biri hatta belki de pozisyonunun en iyi oyuncusuydu. Virtus Bologna’nın Euroleague’deki transfer döneminin bitmesinden ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile doğan bu krizden çok iyi faydalandığı söylemek lazım, bu fırsatı değerlendirip onu kadroya katmayı başaran İtalyan ekibinin yönetimini tebrik etmek lazım.

Gürcü yıldız da EuroCup seviyesinde beklendiği gibi ciddi anlamda fark yaratarak bu tebriklerimizi tastiklemişti zaten. Yüksek enerjisi, sertliği, ribaundlardaki etkinliği ve topu yere vurabilen, takımını açık alanda bir guard gibi koşturabilen bir forvet olması gibi müthiş özellikleri var ki hem hücumda hem de savunmada alçak postta çok etkili olması koç Scariolo’nun elini ciddi anlamda güçlendirdi. Hackett, Cordinier, Shengelia, Weems, Jaiteh beşinin sahada olduğu anlarda savunmada rakiplere kabus yaşattıklarını da gördük bir çok maçta.

Paylaşmak heyecan verir;

Yakında yorum bölümümüz aktif olacaktır.